Prof.Dr.Bengi Başer

KALBİNİZ İÇİN HAYATI YAVAŞLATIN

Medical Park Ordu Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Bengi Başer, kalp sağlığı konusunda uyarı ve tavsiyelerde bulundu. Dr. Başer, kalp sağlığı için düzenli beslenmenin, spor yapmanın, stresten uzak durmanın, alkolden uzak durmanın ve hayatı yavaşlatmanın önemli olduğuna dikkat çekti.
Kalp sağlığı için öncelikle sağlıklı beslenmenin önemli olduğunu vurgulayan Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Bengi Başer, kolesterolü gerekli seviyeye düşürmek ve kalp hastalıklarından korunmak için zeytinyağının en doğru seçenek olduğunu belirtti. Tereyağı, iç yağı gibi hayvansal yağlar ile hazır gıdaların içindeki trans yağların kalp sağlığı için risk oluşturduğunu kaydeden Başer, “Kırmızı eti mümkün olduğunca tüketmemeye özen gösterin. Et tercihinizi balık, hindi, tavuk etinden yana kullanın. Beslenmenizde, fasulye, mercimek, bezelye gibi kolesterolsüz, bitkisel protein kaynaklarına yer vermelisiniz. Yağsız veya az yağlı, süt ve süt ürünleri tüketmelisiniz. Konsantre süt, karaciğer, işkembe gibi sakatatlardan; sosis, sucuk, salam gibi gıdalardan uzak durmalısınız” dedi.
Düşük kalorili sebze ve meyvelerin kalp hastalıklarına karşı koruyucu maddeler içerdiğini, günde 5 porsiyon sebze ve meyve tüketilmesinin ideal beslenme şekli olduğunu belirten Başer, “Beslenmenizde beyaz un yerine işlenmemiş buğday unu (kepekli) tercih edin. Hatta daha doğru olanı un ve unlu gıdalardan yani glutenden uzak durmaktır. Eskilerin tabiriyle 3 beyazdan uzak durmak gereklidir. Fast food dediğimiz gıdalar, kızartmalar kesinlikle uzak durulacak ürünlerdir. Kuru meyve, çiğ fındık, ceviz, badem gibi sağlıklı atıştırmalıklar yararlıdır. Ayrıca gazlı içecekler, fazla miktarda çay, kahve ve alkol tüketimi de kalp sağlığı açısından olumsuzluk meydana getirir” diye konuştu.
Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Bengi Başer, “Yağların karın çevresinde toplanmasının özellikle kalp-damar hastalığı riskini arttırdığını ve bel çevresinin kadınlarda 88, erkeklerde 102 santimi geçmemesi gerektiğini aklınızdan çıkarmayın. Fazla kilolarınızdan kurtulmaya çalışmalısınız. Bunun için öğün aralarında gereksiz atıştırmalara, hızlı yemek yemeye son verilmelidir. Yukarıda bahsettiğimiz sağlıklı beslenme önerilerine uymaya özen gösteriniz. Günde 2-2.5 litre suyun altına düşmeksizin su tüketin. Yavaş ve istikrarlı kilo vermenin daha sağlıklı ve kalıcı olduğunu unutmayın. Kilo kaybı sağlıklı bir yaşam için ilk adımdır. Kilo vermek; kan basıncını, kan şekerini, kan yağlarını ve erken ölüm riskini azaltır. Östrojen hormonu kadınları damar sertliğine karşı korur. Ancak menopozla birlikte östrojen hormonu ortadan kalktığı için kadınlarda anormal bir damar sertliği süreci başlar. Bu nedenle menopozun geciktirilmesi için konusunda uzman bir doktor tarafından tedavi uygulanmalıdır. Bu hormonun meme kanseri riskini arttırdığına ilişkin tartışmalar olsa da, istatistiklere göre, Amerika‘da her yıl 250.000 kadın koroner kalp hastalığından yaşamını kaybetmektedir. Meme kanserinden ölenlerin sayısı ise 45.000 civarında. Kısacası koroner kalp hastalığında risk daha büyüktür. Hareketsiz yaşamdan ve aşırı stresten uzak durmaya özen gösterin. Düzenli egzersiz, kalp hastalıkları ve kalp krizinden korur. Kalbinizi, kemiklerinizi ve kaslarınızı güçlendirir. Ancak 35 yaşından sonra yoğun efor gerektiren bir spora başlayacaksanız, gizli kalp hastalığı riskine karşı mutlaka detaylı bir kalp sağlığı kontrolünden geçin. Egzersizin en ideali uzun yürüyüşlerdir. Bisiklet, yüzme, yoga, plates de diğer kalp dostu sporlardır. Haftada en az 150 dakikayı yürüyüşe ayırmak gerekir. Yürüme ve egzersiz ile LDL yani kötü kolesterolünüzü düşürüp, HDL yani iyi kolesterolünüzü yükseltebilirsiniz. Ayrıca tansiyon kontrolünüzü sağlamanıza da yardımcı olur. Ani ya da sürekli stres kalbi yoran en önemli unsurlardır. Bu nedenle yaşam tarzı değişikliği önemlidir. Gevşeme teknikleri, doğa sporları, resim, müzik, el sanatları çalışmaları ile stresten arınmak mümkündür. Özellikle aşırı hırsları, mükemmeliyetçiliği yenmenin sırlarına ulaşmayı hedeflemeniz gereklidir” şeklinde konuştu.
Prof. Dr. Bengi Başer, “Aile geçmişinizde kalp hastası varsa, şişmansanız, diyabet veya yüksek tansiyon hastasıysanız, sigara kullanıyorsanız 30, değilseniz 40 yaşından sonra şu testleri yaptırın. Total kolesterol, HDL (iyi huylu kolesterol), LDL (kötü huylu kolesterol), trigliserid ve kan şekeri. Kan yağları dışında düzenli olarak yüksek tansiyonunuzu ölçtürün. Doktorunuzun önerisine göre de daha farklı tetkikler yapılabilir. Yaşamdan zevk alamamak, sürekli mutsuzluk, kendine özenin azalması, kronik yorgunluk, uykuya doyamamak, aşırı yemek ya da iştahsızlık, dikkat dağınıklığı gibi bulgular depresyon göstergesi olabilir. Bu gibi durumları yaşayan kişilerin psikolojik destek alarak tedavi olmaları kalp sorunlarını azaltacaktır. Koroner arter hastalığının yeni tedavi klavuzları artık korunma ve tedavide depresyon ilaçlarına da yer vermektedir. Kendinizle, yaşamla, ailenizle, eşinizle, dostlarınızla barışık olun. Çok çabuk karar veren, hızlı hızlı konuşan, merdivenleri birkaç basamak birden çıkmaya çalışan, sabırsız biriyseniz (A tipi kişilik) yavaşlayın. A tipi kişilikte kandaki adrenalin seviyesi çok yükselir, bu da spazma neden olur. Riskinizi azaltmak için daha yumuşak, sakin hareket eden, huzurlu biri olmaya özen gösterin. Bu alanda en önemlisi sigara ve alkoldür. Sigaranın bir tanesi bile zararlıdır. Alkol tüketiminden de uzak durulmalı, en fazla haftada 1 yani sosyal içici olarak tüketmek daha doğru olanıdır. Uyarıcı maddeler ise en tehlikeli grup olup ani kalp krizine kadar götürebilir. Kedi, köpek besleyen kişiler sedanter yaşamdan kopmakla kalmayıp, gün boyu yüklendikleri negatif enerjiyi de onlarla atarlar. Evcil hayvan besleyenlerde kalp krizi anlamlı oranda azaldığından kendinize ömür boyu sahiplenecek barınak hayvanlarından seçin. Hem can kurtarın hem de canınızı” dedi.

Prof.Dr.Bengi Başer

D vitamini eksikliği nelere yol açar?

Yapılan araştırmalar D vitamini eksikliğinin kolon ve prostat kanserini tetikleyebileceğini ortaya koyuyor. Türkiye’de her 3 yetişkinden 2’sinin D vitamini eksikliği yaşadığına dikkat çeken Prof. Dr. Bengi Başer, şu uyarılarda bulunuyor: “D vitamini eksikliği, özellikle ileri yaşlarda kalp hastalıklarından ölüm riskini artırıyor. D vitamini eksikliği yaşayan gençlerde ise metabolik sendrom görülme riski 4 kat fazla.”

Günümüzde birçok kişinin en büyük şikayetlerinin başında yorgunluk, stres, kas ve kemik ağrıları geliyor ama çoğu zaman bu sorunun nereden kaynaklandığı bulunamıyor. Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Bengi Başer, aslında bütün bu şikayetlerin nedeninin D vitamini eksikliği olabileceğine dikkat çekiyor. Daha önceleri D vitaminine kemik sağlığı açısından önem taşıyan ve dışarıdan alınması gereken bir vitamin gözüyle bakıldığını söyleyen Prof. Dr. Bengi Başer, “Ancak yapılan son araştırmalar, D vitamininin öneminin bugüne kadar bilinenden çok daha fazla olduğunu ortaya koyuyor. Bu vitaminin insandaki 200’den fazla geni etkilediği, bu genler arasında kanser ve bağışıklıkla ilgili hastalıklarla bağlantılı olanların da bulunduğu anlaşıldı” diyor. Başer, D vitamini eksikliğinin yol açtığı sağlık sorunlarını şöyle anlatıyor:

Gençlik döneminde zor fark ediliyor

“Türkiye’de her üç yetişkinden ikisinin D vitamini eksik. Eksiklik genelde gençlik ve orta yaş döneminde çok fazla fark edilemiyor. Ancak kanda ölçümle saptanabiliyor. Rahatsızlık, yaş ilerledikçe ve D vitamini eksikliği arttıkça kaslarda güçsüzlük, sık düşme ve geceleri özellikle kramplar ve yaygın vücut ağrıları gibi silik şikâyetlerle kendini gösteriyor.

Kalp hastalığından ölüm riskini artırıyor

ABD’deki Colorado Üniversitesi Tıp Fakültesi tarafından yapılan araştırmada kandaki D vitamini düzeyi ile 65 yaş üstü ölüm oranı arasındaki ilişki incelendi. Sonuçlar D vitamini eksikliğinin özellikle ileri yaşlarda kalp hastalıklarında ölüm riskini artırdığını ortaya koydu. Düşük D vitamini seviyesinin kalp yetmezliğinde de rol oynadığı belirlendi. Araştırmacılar, 3 bin 400 kişinin kan örneklerini analizi sonucunda, D vitamini oranı düşük olanların kalp hastalıklarından kaynaklanan ölüm riskinin diğerlerinden üç kat fazla olduğunu tespit etti.

Yüksek tansiyon riski 2 kat fazla

Yetişme çağında yeterince D vitamini almayan gençlerin, alanlara oranla yüksek tansiyon ve şeker hastalığına yakalanma olasılığının 2 kat, kalp damar hastalıklarının en önemli nedeni olan metabolik sendroma yakalanma olasılığının ise 4 kat fazla olduğu belirlendi. Johns Hopkins Bloomberg Halk Sağlığı Okulu’ndan Dr. Jared Reis yönetiminde 12-19 yaşlarındaki 3 bin 577 kişi üzerinde yapılan bir diğer araştırmada ise D vitamininin önemi vurgulanarak, kapalı mekanlarda zaman geçirme ve düzensiz beslenme alışkanlıklarının, gençlerin ve ergenlerin gelecekteki sağlıklarını da ipotek altına aldığına dikkat çekildi.

Sırt ağrısı çekenler dikkat

Düşük seviyedeki D vitamini sadece kemik erimesi riskini yüzde 300 artırmakla kalmıyor, aynı zamanda açıklanamayan kemik ağrılarına da neden oluyor. Sırt ağrısı çekenlerin yüzde 80’inde de D vitamini eksikliği gözlemleniyor.

12 Kanser türüyle ilişkisi var

D vitamini eksikliği kemik problemleri ve kalp hastalıklarının yanı sıra, kolon ve prostat kanseri gibi pek çok hastalığa neden olabiliyor. Öyle ki Cancer dergisinde yayınlanan bir araştırmaya göre D vitamini eksikliği, her yıl 23 bin yeni kanser vakasına yol açabilecek potansiyele sahip ciddi bir sorun olarak tanımlanıyor.

Laboratuvar çalışmalarına göre normal D vitamini seviyelerine sahipseniz, kanser hücreleri vücudunuzda gelişmekte zorlanıyor. D vitamini açısından güçlü bir beslenme düzenine sahip kişilerde, kanserli kolon dokularının gelişme riskinin yüzde 40 azaldığı görülüyor.

NASA doktorlarından William Grant ise birkaç yıl önce yaptığı araştırmada, düşük UV seviyesi ile 12 farklı kanser türü arasında bir ilişki buldu. Bu araştırma, ABD’nin kuzeyinde yaşayanların, güneydekilere kıyasla bir buçuk kat daha fazla kolon, prostat ya da göğüs kanserine yakalandıklarını ortaya çıkardı.

Vitamin desteğini doktora danışmadan kullanmayın

En önemli D vitamini kaynaklarından biri güneştir. Ancak D vitamini güneş dışında besinler yoluyla da alınabilir. Balık yağı, süt ve süt ürünleri, morina balığı yağı, sardalye, uskumru, somon, ton balığı, yumurta sarısı, tereyağı, yulaf ezmesi gibi besinlerde D vitamini bulunur. D vitamini içeren besinlerde D vitamini etkin halde bulunmaz, önce karaciğer sonra böbrek tarafından iki aşamada aktif hale dönüşür.

Sadece beslenmeyle D vitamini gereksinimini karşılamak oldukça zordur. Çünkü bir yumurta 20 IU, bir bardak süt 100 IU, bir tatlı kaşığı balık yağı 400 IU D vitamini içerir. Saat 10.00-15.00 arasında günde 10 dakika güneşlenmek, ciltten 3000 IU civarında D vitamini sentezini sağlar. İşte bu nedenle güneşlenme imkânının olmadığı kış aylarında D vitamini desteklerinden istifade edilebilir. Ancak bu besinler, kandaki D vitamini seviyesini ölçmeden, yani doktor tavsiyesi olmadan asla alınmamalıdır. Öyle ki, D vitamininin fazlası bebeklerde zihinsel ve fiziksel geriliğe, çocuklarda ise boy kısalığına ve zehirlenmelere bile neden olabilir. D vitamini eksikliği ve yetersizliği tanısı, kandaki D vitamini (25OHD) düzeyleri ile konabilir. 30 ng/ml üzeri normal, 20-30 ng/ml arası D vitamini yetersizliği, 20 ng/ml altı D vitamini eksikliği olarak tanımlanır.”